{"id":11941,"date":"2026-05-13T10:12:53","date_gmt":"2026-05-13T10:12:53","guid":{"rendered":"https:\/\/www.btaytd.org\/web\/?p=11941"},"modified":"2026-05-13T10:12:59","modified_gmt":"2026-05-13T10:12:59","slug":"pusula-dergisi-nisan-2026-sayisi-edebiyat","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.btaytd.org\/web\/tr\/pusula-dergisi-nisan-2026-sayisi-edebiyat\/","title":{"rendered":"PUSULA DERG\u0130S\u0130 N\u0130SAN 2026 SAYISI- EDEB\u0130YAT"},"content":{"rendered":"\n<p>Edebiyatla D\u00fcnyay\u0131 \u0130n\u015fa Etmek ve Oryantalizm<\/p>\n\n\n\n<p>Okudu\u011fumuz romanlar, \u015fiirler veya izledi\u011fimiz filmler sadece bize bir \u015feyler mi anlat\u0131r, yoksa d\u00fcnyay\u0131 g\u00f6rme bi\u00e7imimizi \u015fekillendirebilir mi diye hi\u00e7 d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcn\u00fcz m\u00fc? \u00c7o\u011fu zaman fark etmesek de kelimeler, ordulardan daha g\u00fc\u00e7l\u00fc olabilir.<\/p>\n\n\n\n<p>S\u00f6z, sadece bir ileti\u015fim arac\u0131 de\u011fil; do\u011fru kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda insan zihnini ve inan\u00e7lar\u0131n\u0131 yeniden in\u015fa edebilen muazzam bir g\u00fc\u00e7t\u00fcr. Bu g\u00fcc\u00fcn fark\u0131nda olan Antik Yunan ve Roma d\u00fcnyas\u0131, s\u00f6z\u00fc bir ikna sanat\u0131na d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcrerek ona &#8220;Retorik&#8221; ad\u0131n\u0131 vermi\u015ftir. O d\u00f6nemde devlet adamlar\u0131ndan filozoflara kadar toplumun \u00f6n\u00fcndeki her \u015fahsiyet i\u00e7in retorik \u00f6\u011frenmek, vazge\u00e7ilmez par\u00e7as\u0131yd\u0131. \u00c7\u00fcnk\u00fc kitleleri y\u00f6netmenin yolu, onlar\u0131n kalplerine ve ak\u0131llar\u0131na s\u00f6zle dokunmaktan ge\u00e7iyordu.<\/p>\n\n\n\n<p>Edebiyatta \u201cretorik gibi\u201d s\u00f6z\u00fc etkili kullanman\u0131n bir yoludur. Ancak edebiyat s\u00f6z\u00fc estetik bir forma sokarak sanata d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fcr. Edebiyat\u0131n as\u0131l gayesi &#8211; retorikten farkl\u0131 olarak &#8211; g\u00fczelli\u011fi aramak ve o estetik zevki ruhumuza bir nak\u0131\u015f gibi i\u015flemektir. Ayn\u0131 zamanda edebiyat insana iyilik ve dostluk gibi g\u00fczel duygular\u0131 kazand\u0131r\u0131r. Ancak edebiyat\u0131n bu naif ve insanc\u0131l yap\u0131s\u0131, onun farkl\u0131 ama\u00e7lar i\u00e7in kullan\u0131lmas\u0131na engel olamaz. Kelimeler sadece g\u00fczellik \u00fcretmek i\u00e7in de\u011fil, belirli bir d\u00fcnya g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc, bir &#8220;\u00f6teki&#8221; alg\u0131s\u0131n\u0131 veya bir iktidar s\u00f6ylemini in\u015fa etmek i\u00e7in de dizilebilirler. \u0130\u015fte tam da bu noktada, edebiyat\u0131n o masum g\u00f6r\u00fcnen sat\u0131r aralar\u0131nda \u2018Oryantalizm\u2019in ayak izlerini s\u00fcrmeye ba\u015flar\u0131z.<\/p>\n\n\n\n<p>Oryantalizm en basit ifadeyle; Bat\u0131\u2019n\u0131n Do\u011fu\u2019yu (Afrika ve Asya\u2019y\u0131) belirli bir kal\u0131ba d\u00f6kerek anlatma bi\u00e7imidir. Ancak bu, sadece masum bir anlama ve anlam verme giri\u015fimi de\u011fildir. Edward SAID\u2019e g\u00f6re Bat\u0131, Do\u011fu\u2019yu anlat\u0131rken asl\u0131nda bir hik\u00e2ye kurgulam\u0131\u015ft\u0131r. Bu hik\u00e2yede Do\u011fu; her zaman gizemli, biraz tembel, mant\u0131ktan uzak, duygular\u0131yla hareket eden ve &#8220;kurtar\u0131lmas\u0131 gereken&#8221; bir yer olarak resmedilir. Bat\u0131 ise bunun tam z\u0131tt\u0131 olarak ak\u0131lc\u0131, ilerici ve d\u00fczen kurucu bir &#8220;efendi&#8221; rol\u00fcndedir. Said, Frans\u0131z d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr Foucault\u2019nun izinden giderek \u00e7ok temel bir \u015feyi savunur: Bilgi belirli bir ama\u00e7la \u00fcretildi\u011finde, asl\u0131nda bir g\u00fc\u00e7 (iktidar) arac\u0131na d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcr. Yazara g\u00f6re klasik bir romanda Do\u011fulu bir karakterin hep yard\u0131ma muhta\u00e7 veya kaba saba g\u00f6sterilmesi tesad\u00fcf de\u011fildir. Bu, Bat\u0131\u2019n\u0131n kendisine bi\u00e7ti\u011fi &#8220;\u0131slah edici &#8211; modernle\u015ftirici&#8221; rol\u00fc me\u015frula\u015ft\u0131rma \u00e7abas\u0131d\u0131r.<\/p>\n\n\n\n<p>\u00d6rne\u011fin Frans\u0131z edebiyat\u0131n\u0131n devi Victor Hugo, hi\u00e7 Do\u011fu\u2019ya gitmeden yazd\u0131\u011f\u0131 \u015earkl\u0131lar kitab\u0131nda, Do\u011fu\u2019yu muazzam bir esteti\u011fe sahip ama tamamen &#8220;egzotik, \u015fehvetli ve \u015fiddet dolu&#8221; bir masal diyar\u0131 olarak anlat\u0131r. Hugo\u2019nun edeb\u00ee ustal\u0131\u011f\u0131, okuyucuyu Do\u011fu\u2019nun ger\u00e7ekten sadece &#8220;harem, k\u0131l\u0131\u00e7, nargile ve gizemden&#8221; ibaret oldu\u011funa inand\u0131rmay\u0131 ba\u015far\u0131r. \u0130\u015fte s\u00f6z\u00fcn sanata d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcp, ger\u00e7e\u011fin yerine bir ill\u00fczyon (oryantalizm) in\u015fa etmesi tam olarak budur.<\/p>\n\n\n\n<p>Ne yaz\u0131k ki oryantalizm yaln\u0131zca tozlu raflardaki kitaplarda kalan bir ideoloji de\u011fil. Haber b\u00fcltenlerinde ve dijital ekranlarda her an ya\u015fat\u0131lmaya devam ediyor. \u00d6zellikle g\u00fcn\u00fcm\u00fczde tan\u0131kl\u0131k etti\u011fimiz ABD ve \u0130ran aras\u0131ndaki gerilimde, bu s\u00f6ylemin h\u00e2l\u00e2 diri tutuldu\u011funu a\u00e7\u0131k olarak g\u00f6rmek m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Bat\u0131 medyas\u0131 \u0130ran\u2019\u0131 betimlerken \u00e7o\u011fu zaman onu sadece &#8220;tehditk\u00e2r, kapal\u0131 ve rasyonellikten uzak&#8221; bir yap\u0131 olarak kurgular. Bu kurgu, t\u0131pk\u0131 y\u00fczy\u0131llar \u00f6ncesinin romanlar\u0131nda oldu\u011fu gibi, bir taraf\u0131 &#8220;\u00f6zg\u00fcrl\u00fck ve demokrasinin kalesi&#8221;, di\u011fer taraf\u0131 ise &#8220;terbiye edilmesi gereken bir karanl\u0131k&#8221; olarak sunar.<\/p>\n\n\n\n<p>Edebiyat\u0131, insanlar\u0131 yak\u0131nla\u015ft\u0131rmak yerine bir taraf\u0131 di\u011ferinden \u00fcst\u00fcn k\u0131lmak i\u00e7in kullanmak, edebiyat\u0131n kadim ruhuna s\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015f bir lekedir. \u0130nsan\u0131n ruhunu \u00f6zg\u00fcrle\u015ftirmesi gereken kelimelerin birer tahakk\u00fcm arac\u0131na d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fclmesi, kendine yazar diyenlerin ad\u0131na b\u00fcy\u00fck bir ay\u0131pt\u0131r. Okurlar olarak bizlere d\u00fc\u015fen ise, ister bir klasikte ister bir ana haber b\u00fclteninde olsun,<\/p>\n\n\n\n<p>bize sunulan &#8220;\u00f6teki&#8221; portrelerine bu fark\u0131ndal\u0131kla bakmakt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc ger\u00e7ek sanat ve d\u00fcr\u00fcst bir dil, birilerini alt etmek i\u00e7in de\u011fil, hepimizi ayn\u0131 insani hakikatte bulu\u015fturmak i\u00e7in vard\u0131r.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>Edebiyatla D\u00fcnyay\u0131 \u0130n\u015fa Etmek ve Oryantalizm Okudu\u011fumuz romanlar, \u015fiirler veya izledi\u011fimiz filmler sadece bize bir \u015feyler mi anlat\u0131r, yoksa d\u00fcnyay\u0131 g\u00f6rme bi\u00e7imimizi \u015fekillendirebilir mi diye hi\u00e7 d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcn\u00fcz m\u00fc? \u00c7o\u011fu zaman fark etmesek de kelimeler, ordulardan daha g\u00fc\u00e7l\u00fc olabilir. S\u00f6z, sadece bir ileti\u015fim arac\u0131 de\u011fil; do\u011fru kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda insan zihnini ve inan\u00e7lar\u0131n\u0131 yeniden in\u015fa edebilen muazzam bir<\/p>\n<div class=\"read-more\"><a href=\"https:\/\/www.btaytd.org\/web\/tr\/pusula-dergisi-nisan-2026-sayisi-edebiyat\/\" title=\"Read More\">Read More<\/a><\/div>\n","protected":false},"author":8,"featured_media":11942,"comment_status":"closed","ping_status":"closed","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[44,94,88],"tags":[],"class_list":{"0":"post-11941","1":"post","2":"type-post","3":"status-publish","4":"format-standard","5":"has-post-thumbnail","7":"category-alt-kurullar","8":"category-fotograflar","9":"category-haberler"},"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.btaytd.org\/web\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/11941"}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.btaytd.org\/web\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.btaytd.org\/web\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.btaytd.org\/web\/wp-json\/wp\/v2\/users\/8"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.btaytd.org\/web\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=11941"}],"version-history":[{"count":1,"href":"https:\/\/www.btaytd.org\/web\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/11941\/revisions"}],"predecessor-version":[{"id":11943,"href":"https:\/\/www.btaytd.org\/web\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/11941\/revisions\/11943"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.btaytd.org\/web\/wp-json\/wp\/v2\/media\/11942"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.btaytd.org\/web\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=11941"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.btaytd.org\/web\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=11941"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.btaytd.org\/web\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=11941"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}