PUSULA DERGİSİ MAYIS 2026 SAYISI- BESLENME BİLİMİ

Share

KISIRLIKTAN KANSERE ÇAĞIMIZIN BİYOLOJİK SİLAHI BUĞDAY

Buğday bütün kültürlerde kutsal kabul edilir. Özellikle bizim kültürümüz ekmeğe büyük önem verir. Ekmek üzerine yeminler ederiz, yere düşmüş ekmek görsek alır, öpüp başımıza koyarız. Yani buğday kutsanır ve bereketin sembolüdür. Peki, tarih boyunca kültürümüzde kıymetli bir gıda olarak bilinen buğday, vücudumuzda ne gibi etkiler yaratıyor hiç düşündünüz mü? Son yıllarda yapılan bazı araştırmalar, buğdayın içerisinde bulunan glutenin bazı insanlarda yalnızca sindirim sistemini değil, bağışıklık sistemini ve hatta beyin fonksiyonlarını bile etkileyebileceğini öne sürüyor. İlginç olan başka bir detay ise modern buğdayın geçmişteki buğdaydan oldukça farklı olması. Tarım endüstrisinin yıllar içinde daha verimli buğday türleri üretmesi nedeniyle buğdayın genetik yapısının büyük ölçüde değiştiği belirtiliyor. Bazı uzmanlar; insan bedeninin, bu kadar hızlı değişen tahıl yapısına biyolojik olarak tam uyum sağlayamadığını ve buna bağlı çölyak hastalığının ortaya çıktığını düşünüyor. Bu da “Neden eskiden insanlar daha fazla ekmek yediği hâlde bugün bu kadar hassasiyet görülüyor?” sorusunu gündeme getiriyor. Glutensiz beslenmenin ilk çıkış noktası çölyak hastalığı olsa da bugün gluteni bırakan insanların büyük kısmı çölyak hastası değil. Çünkü artık “gluten hassasiyeti” adı verilen farklı bir durum söz konusu. Gluten hassasiyeti kısırlık gibi bazı hastalıkları taklit edebilir. Düşünsenize ‘çocuğum olmuyor’ diye tüp bebek merkezlerine ciddi paralar ödeyen ve yıllarını bu tedaviye harcayan insanların önemli bir kısmı aslında kısır değil, gluten intoleransı olan kişiler! Oysa glutensiz diyetle beslenenlerin zaten bir iki yıl içerisinde hamile kalma şansları var. Dolayısıyla romatizmada, kanserde, diyabette, kısırlıkta, alerjilerde, migrende, bağışıklık sisteminin baskılandığı durumlarda buğdayı kesmek şarttır. Tabii ki bütün bu vakalar, gluten hassasiyetine bağlı olmayabilir ama önce bu durumdan şüphe edilmelidir. Ancak son zamanlarda herhangi bir hastalıktan bağımsız olarak da glutensiz beslenme popüler hâle geldi.
Glutensiz Yaşam: Modern Çağın Sessiz Devrimi mi, Geçici Bir Akım mı?
Bir zamanlar yalnızca çölyak hastalarının hayatında yer bulan “glutensiz beslenme”, bugün dünyanın en hızlı büyüyen beslenme trendlerinden biri hâline geldi. Market raflarında glutensiz ürünler için ayrılan özel bölümler genişliyor, restoran menülerinde “gluten free” ibareleri çoğalıyor ve milyonlarca insan ekmeği, makarnayı, hatta bazı sosları bile hayatından çıkarmaya çalışıyor. Peki ama Glutensiz beslenme neden bu kadar popülerleşti? Çölyak hastalığı veya gluten intoleransı olan kişi sayısında artış olduğu için mi yoksa bitmek bilmeyen “mucize” diyet arayışı mı? Bilim adamlarının yapmış olduğu çalışmalara göre; çölyak hastalığı prevalansı sabit iken çölyak hastalığı olmadan glutensiz beslenen bireylerin çölyak prevalansının üç kat daha fazla olduğunu bulunmuştur. Glutensiz yaşamı deneyen insanların anlattıkları ise oldukça çarpıcı. Etkisi bilimsel olarak kanıtlanmamış olsa da bazıları birkaç hafta içinde enerjisinin arttığını, daha rahat düşündüğünü ve sindirim sorunlarının azaldığını söylüyor. Kimileri ise hiçbir fark hissetmediğini belirtiyor. Bilim dünyası hâlâ gluten konusunda tamamen ortak bir noktada buluşmuş değil. Ancak herkesin üzerinde uzlaştığı bir gerçek var: Günümüz insanı tarih boyunca hiç olmadığı kadar fazla rafine karbonhidrat ve işlenmiş gıda tüketiyor.

“YENİ BESLENME KODU”
GLUTENSİZ BESLENME DEVRİMİ BAŞLADI

Glutensiz beslenmede tüketilebilen besinler:
Süt ürünlerinden: süt, tereyağı, peynir, kaymak, süzme peynir, ekşi krema, yoğurt. Sebzelerden: kıvırcık salata, marul, brokoli, ıspanak, karalahana, brüksel lahanası, kuşkonmaz, yeşil fasulye, maydanoz, taze soğan, tere, rezene, pırasa, beyaz lahana, karnabahar, soğan, sarımsak, arpacık soğanı, mantar, enginar, Çin lahanası, kereviz, şalgam, turp, Meksika turpu, salatalık, bal kabağı, kırmızıbiber, domates, patlıcan, yeşil biber, su kestanesi. Meyvelerden: avokado, limon, misket limonu, üzüm, kayısı, mango, papaya, kavun, ananas, kuru erik. Unlardan: Hindistan cevizi unu, badem unu, fındık unu, esmer pirinç unu, mısır unu, patates unu, kestane unu, pirinç unu. Tahıl ve bakliyatlardan: pirinç, soya, patates, karabuğday, maş fasulyesi, tef, kinoa, ararot, amarant, keten tohumu, chia tohumu, nohut, bezelye, mercimek, fasulye, barbunya, soya fasulyesi. Kuruyemişlerden: fındık, fıstık, badem, ceviz, leblebi.

Glutensiz beslenmede tüketilmemesi gereken besinler:
Makarna, erişte, tarhana, bulgur, yarma, ekmek gibi buğday, çavdar ve tahıldan yapılmış gıdalar; baklava, tulumba, revani, kek, pasta, çörek, irmik, kurabiye gibi tatlılar; arpa ve malt içeren alkollü içkiler; boza, işlenmiş kahve çeşitleri, kahvaltılık gevrek, kurabiye, bisküvi ve kraker, paketli patates kızartması ve cips, makarna, erişte, hububat, baharat çeşnileri, soya sosu, salata sosları, soslu kuru yemişler.

DOĞA KASAP

Comments are closed.