Kadına Yönelik Şiddete HAYIR
Kadına yönelik şiddet yalnızca bireysel bir suç değil, tüm toplumun geleceğini, huzurunu ve vicdanını yaralayan en büyük, en ciddi insan hakkı ihlallerinden biridir. Günümüzde dünyanın birçok yerinde devam eden önemli bir toplumsal sorundur.
Kadına yönelik şiddet, kadınların cinsiyetleri nedeniyle maruz kaldıkları ve kadınları inciten fiziksel, cinsel, psikolojik acı veya ızdırap veren ya da verebilecek olan ruhsal hasarla sonuçlanma olasılığı bulunan her türlü eylem, uygulama ya da bu tür eylemlerle tehdit edilme, zorlanma veya keyfi olarak özgürlükten yoksun bırakılmalarıdır. Mağdurların doğumla birlikte, hatta doğum öncesinde maruz kalmaya başladıkları bir şiddet türüdür.
Doğacak kız çocuğunu cinsiyeti sebebiyle aile içinde ve yakın çevrede iyi karşılamama, kız çocuklarını cinsiyetleri sebebiyle okula göndermeme, kadını erkek çocuk doğurmadığı için aşağılama, aile içinde veya dışında fiziksel, cinsel saldırılara maruz bırakma, zorla evlendirme, çalışma yaşamına girmenin engellenmesi, insan ticareti gibi birçok şiddet biçimini içerir.
Kadın biyolojik tanımının çok ötesinde; zekası, emeği, duygusal derinliği ve mücadelesiyle insanlığın yarısını oluşturan ve dünyayı şekillendiren temel güçtür. Kadınlar toplumun üretken, güçlü ve vazgeçilmez bireyleridir.
Hiçbir gelenek, görenek, öfke, anlık durum veya gerekçe, bir insanın bir diğerine hele de kadına fiziksel, psikolojik, ekonomik ya da dijital şiddet uygulamasını meşru kılamaz. Bu şiddet türü hiçbir gerekçeyle haklı görülemez ve her bireyin şiddetten uzak, güvenli bir yaşam sürme hakkı vardır.
Yaşı, eğitimi, ekonomik durumu ya da kültürel geçmişi ne olursa olsun milyonlarca kadın, yaşamının bir döneminde fiziksel, ekonomik veya dijital şiddete maruz kalabilmektedir. Oysa her birey güven, saygı ve eşitlik içinde yaşama hakkına sahiptir.
Kadına yönelik şiddet, bir insanın diğerinin özgürlüğünü, sınırlarını, ve kararlarını hiçe saymaya başladığı, onu kontrol etmek istediği ilk an başlar. Tokat veya darbe, bu sürecin sadece görünür hale gelen son aşamalarından biridir. Şiddet hiçbir koşulda bir sorun çözme yöntemi değildir.
Şiddet yalnızca mağdur olan kişiyi değil, ailesini, çevresini ve tüm toplumu etkiler. Görülen bu şiddet yalnızca bedende iz bırakmaz; yaşam sevincini, öz güveni, üretkenliği ve geleceğe dair umutları da derinden etkiler. Kadınların öz saygısını, ihlale direnme ve hak arama arzusunu zayıflatır veya yok eder. Şiddete maruz kalmak, kadının korku, çaresizlik ve güvensizlik içinde yaşamasına neden olur.
Bir kadının gözyaşı, yalnızca bir insanın değil, tüm insanlığın kaybıdır. Bir kadının korkuyla yaşamak zorunda bırakılması, sadece onun özgürlüğünün kısıtlanması değil, aynı zamanda toplumun gelişiminin de engellenmesidir.
Kadının özgürce yaşayabildiği, fikirlerini korkmadan ifade edebildiği ve haklarına saygı duyulduğu bir toplum daha güçlü ve daha sağlıklı bir geleceğin temelidir. Kadın anne demek, kardeş demek, kız evladı demektir. Kadınların değer gördüğü, haklarının korunduğu ve kendilerini güvende hissettikleri bir toplum, herkes için daha yaşanabilir bir toplumdur.
Kadına yönelik şiddet konusunda kullanılan en bilinen sessiz yardım işareti, kişinin konuşmadan yardım istediğini göstermek için kullanılan el hareketidir.
- Avuç içi karşıya bakacak şekilde el kaldırılır.
- Başparmak avucun içine kıvrılır.
- Diğer dört parmak başparmağın üzerine kapatılır.
Bu işareti bilmek ve tanımak bir hayatın değişmesine yardımcı olabilir. Şiddete sessiz kalmamak, farkındalık oluşturmak ve eşitliği desteklemek hepimizin görevidir.
Unutmayalım ki sevgi, saygı ve anlayışın olduğu yerde şiddete yer yoktur.
Kadına yönelik şiddete HAYIR.
ÇÜNKÜ BİR KADIN GÜLERSE, TOPLUM GÜZELLEŞİR. ÇÜNKÜ BİR KADIN YAŞARSA, UMUT YAŞAR!!!