PUSULA DERGİSİ MAYIS 2026 SAYISI- YAŞAM

Share

GERÇEKTEN HERKES MUTLU MU?

Etrafımıza baktığımızda kendimiz de dâhil olmak üzere insanların büyük bir kısmının sürekli mutlu görünmeye çalıştığını fark ediyoruz. Sosyal medya hesaplarımız kusursuz görünen, sürekli gülümseyen yüzlerimizin olduğu fotoğraflarla dolu. Elimize telefonumuzu alıp sosyal medya hesaplarında gezinirken insanların sürekli yeni yerler gezdiğini, güzel yemekler yediğini ve marka kıyafetler giydiğini görüyoruz.

Bu durum da ister istemez kişide “Herkes mutlu, bir tek ben değilim.” düşüncesi oluşturuyor. Çünkü kimse yaşadığı hayal kırıklıklarını, başından geçen kötü olayları, başarısız olduğu anları ya da yalnız hissettiği zamanları paylaşmıyor. Fotoğraf çekilirken gülümsemek yerine üstümüzü başımızı düzeltip nasıl daha iyi görünüyorsak o şekilde poz vermeye çalışmıyor muyuz? Hatta bazen sırf paylaşmak için mutluymuş gibi rol yaptığımız anlar olmuyor mu?

Ne yazık ki artık gerçekten mutlu olmaktan çok, çevremize mutlu görünmeye önem verir hâle geldik. Pek çoğumuz “mükemmel hayat” kurgusu oluşturmaya çalışıyoruz. Sonuç olarak sosyal medyada paylaştığımız bu “mükemmel hayat” görüntüleri, mutluluğu bir duygu olmaktan çıkarıp bir gösteriye dönüştürüyor. Yaşadığımız anın tadını çıkarmaktan çok, o anı nasıl paylaşacağımızı düşünüyoruz. Öyle ki bir kafe veya restorana gittiğimizde önce fotoğraf çekiliyoruz, bir geziye veya tatile çıktığımızda ilk olarak nasıl, nerede paylaşım yapsak diye düşünüyoruz.

Ve ne yazık ki artık yaşadığımız çağda üzgün olmak bile bazen bir “zayıflık” gibi algılanabiliyor. Bu yüzden sosyal medyada paylaşılan görsellerin büyük bir bölümü, insanların gerçek hayatlarının sadece seçilmiş parçalarını yansıtıyor.

Oysa biliyoruz ki hayat sadece mutlu anlardan oluşmuyor. Korku, kaygı, üzüntü ve stres yaşamın kaçınılmaz parçalarıdır. Fakat oluşturduğumuz bu mükemmel hayat kurgusu bizim gerçek duygularımızı bastırmamıza yol açıyor. Bu durum da zamanla psikolojik yorgunluğu meydana çıkartıyor ve iç dünyamızda yaşadığmız sorunlarla baş etmekte daha da zorlanır hâle geliyoruz.

Özellikle gençler, sosyal medya paylaşımlarından aldıkları beğeniler ile kendilerini daha güzel, daha akıllı ve daha değerli hissetmeye başlıyor. Beğeni sayısıyla birlikte daha güzelim, daha değerliyim düşüncesi de artıyor.

Aslında biraz durup düşündüğümüzde gerçek mutluluğun kusursuz görünmek ya da kusursuz bir hayata sahip olmak olmadığını fark edebiliriz. Gerçek mutluluk çoğu zaman küçük şeylerde gizli. Sevdiğimiz insanlarla geçirdiğimiz zaman, huzurlu hissettiğimiz bir an ya da içten bir gülümseme insanı gerçekten mutlu edebilir. Önemli olan bunları fark edebilmek. Ve ancak bunları fark ettiğimizde gerçek mutluluğu yakalayabiliriz.

Aslında belki de mutsuz olmaktan değil, başkalarına mutsuz görünmekten korkuyoruz.

Enise MOLLA AHMET

Comments are closed.