OLD BUT GOLD: SALEP
Kış aylarının soğuk günlerinde içimizi ısıtan, buharı üstünde tüten bir fincan salep, aslında binlerce yıllık bir doğa hikâyesini içinde taşır. Tarçınla süslenmiş bu sütlü içecek, sadece bir lezzet değil; toprak, sabır ve zamanın birleşiminden doğan nadir bir mucizedir.
Salep, market raflarında gördüğümüz sıradan bir toz gibi görünse de aslında öyle değildir. Anadolu’nun dağlarında yetişen yabani orkide türlerinin toprak altındaki yumrularından elde edilmektedir. Bu narin bitkilerin toprak altındaki yumruları, yıllarca sabırla büyüyüp olgunlaştıktan sonra salep olur. İlginçtir ki bir orkide, yaşamı boyunca sadece tek bir yeni yumru oluşturur. Belki de salebin en çarpıcı yönü budur; 1 kilogram gerçek salep elde edebilmek için binlerce orkide yumrusunun topraktan sökülmesi gerekir.
Bu durum, salebi değerli kıldığı kadar kırılgan da yapar. Bugün birçok orkide türü, aşırı toplama nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bu yüzden salep, korunması gereken bir kültürel mirastır ve bir fincanı bile doğanın uzun bir emeğini temsil eder.
Salebi eşsiz yapan şey, içinde bulunan glukomannan adlı doğal liftir. Bu madde sıvıyla
buluştuğunda şişer, koyulaşır ve salebe o meşhur kadifemsi dokusunu kazandırır. Aynı özellik, salebi dünyaca ünlü Maraş dondurmasının da vazgeçilmez sırrı yapar.
Osmanlı’dan Günümüze Bir Kış Klasiği
Salep, Osmanlı döneminde sokak satıcılarının vazgeçilmezi olup yüzyıllar boyunca yalnızca içecek olarak değil, doğal bir şifa kaynağı olarak da kullanılmıştır. Osmanlı döneminde soğuk algınlığına, mide rahatsızlıklarına iyi geldiğine ve vücuda güç verdiğine inanılırdı. Bu yüzden özellikle kış aylarında vazgeçilmez olmuştur.
Bugün hâlâ kış aylarında tercih edilmesinin nedeni sadece tadı değil; verdiği termogenik etki ile vücudu sıcak tutması ve uzun süreli tokluk sağlamasıdır. Bilimsel olarak öne çıkan diğer sağlık etkileri ise antidiyareik özelliği sayesinde ishal tedavisinde kullanılması ve prebiyotik etkisi sayesinde gastrointestinal koruma sağlayarak ülser ve gastrit gibi semptomları hafifletmesidir. Modern çalışmalarda ise glukomannanın kan şekeri düzenlenmesi ve kolesterol düşürücü etkileri de rapor edilmiştir.
Gelenek mi, Gelecek mi?
Salep İçerken Bir Kez Daha Düşünün
Bir fincan salep, kış akşamlarında içimizi ısıtırken bize şunu hatırlatır: Bazı tatlar, sadece damakta değil, vicdanda da iz bırakır. Salep, doğanın bize sunduğu en zarif armağanlardan biridir; onu sevmek, aynı zamanda onu korumayı da gerektirir. Çünkü bazı lezzetler,
korunmadığında sonsuza kadar kaybolabilir.
Bugün içtiğimiz salebin büyük bir kısmı aslında orkide içermez. Keçiboynuzu, nişasta ve bitkisel kıvam vericilerle hazırlanan bu alternatifler, doğayı korumak için önemli bir çözümdür. Bu durum, doğayı korumak adına önemli bir adımdır.
Doğa KASAP