GEÇMİŞE TAKILI KALMAK
FİKSASYON
Hepimizin zihninde dönüp duran bazı düşünceler vardır. Kimi zaman söylenmiş bir söz, kimi zaman yaşanan bir ayrılık, bazen de bir başarısızlık. Günler geçer hatta aylar geçer ama biz hala aynı olayı düşünmeye devam ederiz. Sanki zihnimiz bir düğmeye basılmış veya beynimiz sürekli geviş getiriyor gibi aynı yerde kalır. Peki neden bazı insanlar yaşadıkları olayları geride bırakabilirken bazıları yıllarca aynı düşüncelerin içinde kaybolur?
Psikolojide buna fiksasyon ya da saplantılı şekilde bir düşünceye veya olaya takılı kalma denir. Fiksasyon, kişinin geçmişte yaşadığı bir olayın, bir kişinin ya da duygunun etkisinden kurtulamaması ve hayatına devam etmekte zorlanmasıdır. Aslında hepimiz zaman zaman bir şeylere takılırız. Sınavda aldığımız kötü bir not, bir arkadaşımızın bizi kıran sözü ya da başarısız olduğumuzu düşündüğümüz bir an gibi. Bunlar günlerce aklımızdan çıkmayabilir. Ancak bu durum uzun sürdüğünde, günlük yaşantımızı ve ilişkilerimizi etkilemeye başladığında bir sorun haline gelebilir.
Fiksasyon yaşayan kişiler genellikle geçmişi sık sık düşünür, aynı olayları tekrar tekrar hatırlar ve ‘’ keşke şöyle yapsaydım, şöyle söyleseydim’’ ya da ‘’ neden böyle oldu?’’ gibi soruları zihinlerinden atamazlar. Bu durum zamanla kaygıya, mutsuzluğa ve yalnızlaşmaya neden olabilir. Fakat unutulmaması gereken önemli bir gerçek vardır; insan zihni iyileşebilir. Duygularımızı paylaşmak, kendimizi anlamaya çalışmak, yeni uğraşlar edinmek ve gerektiğinde profesyonel destek almak, geçmişin yüklerinden kurtulmamıza yardımcı olabilir.
Belkide bazen kendimize şu soruyu sormamız gerekir; ‘’ geçmişe tutunmak mı beni koruyor, yoksa geleceğe yürümemi mi engelliyor?’’
Hayat, yalnızca yaşadıklarımızdan değil, yaşadıklarımızdan öğrendiklerimizden oluşur. Bazen ilerleyebilmek için geriye değil, önümüze bakmayı öğrenmemiz gerekir.
Fiksasyonla başa çıkmak için öneriler
Bir düşünceye, olaya ya da geçmişte yaşanmış bir anıya takılı kalmak, kişinin zayıf olduğu anlamına gelmez. Bazen zihnimiz, yaşadığımız bazı duyguları tam olarak işleyemediği için aynı noktaya tekrar tekrar döner. Önemli olan, bunun farkına varmak ve kendimize yardım etmeyi öğrenmektir.
- Duygularınızı bastırmayın; üzüntü, öfke veya hayal kırıklığı hissetmek normaldir. Bu duyguları yok saymak yerine kabul etmek iyileşmenin ilk adımıdır.
- Sürekli geçmişi düşünmek yerine şimdiki zamana odaklanın; kendinize şu soruyu sorun, ‘’ şu anda değiştirebileceğim bir şey var mı?’’ eğer cevap hayırsa enerjinizi bugüne ve geleceğe yönlendirmeye çalışın.
- Düşüncelerinizi yazın; bazen zihnimizde dolaşan düşünceleri bir kağıda dökmek, onları daha net görmemizi sağlar ve üzerimizdeki yükü hafifletir.
- Kendinize yeni uğraşlar bulun; spor yapmak, müzik dinlemek, resim çizmek veya yeni bir hobi edinmek zihnin aynı düşünce etrafında dönmesini azaltabilir.
- Güvendiğiniz insanlarla konuşun; bazen yalnızca birinin bizi dinlemesi bile kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlar.
- Gerekirse profesyonel destek alın; eğer takıntılı düşünceler haftalarca veya aylarca sürüyor, derslerinizi, işinizi veya ilişkilerinizi olumsuz etkiliyorsa bir psikologtan veya psikiyatristten yardım almak önemlidir.
Hepimizin hayatında geriye dönüp tekrar tekrar düşündüğümüz anlar vardır. Ancak geçmişte yaşama, bugünü kaçırmamıza neden olabilir. İyileşmek, yaşananları unutmak değil; onları kabul ederek hayatımıza devam edebilmektir. Bazen en büyük cesaret, geçmişi bırakıp geleceğe doğru bir adım atabilmektir.