EBEVEYN ÇOCUKLAR
Modern zamanlarınen sessiz ama en ağır yüklerinden biri çocukların omuzlarına bırakılıyor. Dışarıdan bakıldığında her şey yerli yerinde gibi görünüyor. Okullar, kurslar, teknolojik imkanlar, maddi destek. Ancak bu görünür düzenin arkasında, giderek derinleşen bir eksiklik var; ebeveynliğin sorumluluğu.
Bugün bazı aileler, anne-babalığı yalnızca maddi ihtiyaçları karşılamak ya da çocuğu iyi bir okula yerleştirmek olarak yorumlayabiliyor. Eğitimi planlanıyor, geleceği organize ediliyor. Fakat onun duyguları, iç dünyası ve en temel ihtiyacı olan “görülme” hali çoğu zaman ihmal ediliyor. Oysa çocuk, sadece büyütülmesi gereken bir beden değil, anlaşılmayı bekleyen bir ruhtur. Sorumluluğun okul kapısında ya da özel ders ücretlerinde son bulduğunu düşünen bir yaklaşım, çocuğu yalnızlaştırır. Çünkü eğitim, yalnızca bilgi aktarmak değildir. Değerler, sınırlar, empati, özdisiplindir. Bunlar, öncelikle aile içinde öğrenilir. Öğretmenler yol gösterir ama yolun ilk adımları evdeatılır. Ailenin geri çekildiği bir yerde, çocuk yönünü bulmakta zorlanır. Bu boşlukta çoğu zaman roller yer değiştirir. Çocuk, ebeveynin üstlenmesi gereken duygusal yükleri taşımaya başlar. Kendi ihtiyaçlarını geri plana atar, “sorun çıkarmayan” biri olmaya çalışır. İçinde birikenleri dile getirmek yerine bastırır. Bu durum kısa vadede “uyumlu çocuk” olarak görülebilir, ancak uzun vadede kimlik karmaşası, değersizlik hissi ve derin bir yalnızlık duygusuna dönüşebilir. Psikolojik açıdan bakıldığında, çocukların sağlıklı gelişimi için en temel ihtiyaçlardan biri, güvenli bir bağ kurabilmektir. Bu bağ, yalnızca fiziksel varlıkla değil, duygusal erişilebilirlikle kurulur. Yani çocuk, ihtiyaç duyduğunda karşısın dagerçekten orada olan bir ebeveyn görmek ister. Dinleyen, anlayan, sınır koyabilen ama aynı zamanda şefkat gösterebilen bir yetişkin. Ebeveynlik, devredilebilen bir görev değildir. Okul destek olur, öğretmen rehberlik eder, ancak çocuğun hayatındaki en belirleyici ilişki, anne ve babasıyla kurduğu bağdır. Bu bağ zayıf olduğunda, en iyi imkanlar bile çocuğun içsel boşluğunu dolduramaz.
Bugün belki de yeniden hatırlamamız gereken şey şu: Çocuklar mükemmel şartlara değil, yeterince ilgili ve sorumluluk sahibi ebeveynlere ihtiyaç duyar. Onlarla geçirilen nitelikli zaman, kurulan açık iletişim ve gösterilen tutarlı ilgi, hiçbi rmaddi imkanın yerini tutamaz.Bir çocuğun hayatına gerçekten dokunmak, onuniçin “her şeyisağlamak” değil,onunla birlikte orada olmaktır. Çünkü çocuk, en çok kendini hissedebildiği yerde büyür. Ve en sağlam gelecekler, sorumluluğun paylaşıldığı, sevginin ihmal edilmediği ailelerde inşa edilir.