DOĞUMDAN SONRA YENİ BİR BAŞLANGIÇ: EMZİRME DÖNEMİNDE BESLENME: ANNE – ÇOCUK BESLENMESİ SERİSİ – 3
“Bir bebeği beslemek, önce annenin kendini beslemesiyle bașlar.” Annenin, bebeğine ilk armağanı sütüdür. Emzirme, bebeğin sağlıklı büyümesi ve gelişmesi için en uygun beslenme yöntemidir. Anne sütü, bebeğin ilk koruyucusu ve annesinden ilk armağanıdır. Bir bebeğin dünyaya gelmesiyle birlikte hayatın ritmi değişir. Uykusuz geceler, yoğun duygułar, yeni sorumluluklar ve emzirme süreci derken annenin kendi ihtiyaçları çoğu zaman ikinci plana atılabilir. Oysa doğum sonrası dönem, annenin bedeninin toparlanması ve emzirme sürecinin desteklenmesi açısından beslenmenin hiç olmadığı kadar önemli olduğu bir dönemdir. Bu süreçte amaç yalnızca “sütü artırmak“ ya da doğumda alınan kiloları hızla vermek değildir. Asıl hedef annenin iyileşmesini desteklemek, yeterli ve dengeli beslenmesini sağlamak, enerji ve besin ögesi gereksinimlerini karşılamak ve bebeğin büyüme ve gelişmesini destekleyen emzirme sürecine katkıda bulunmaktır.
İnternette ve sosyal medyada “süt arttırıcı” olarak tanıtılan rezene, arpa, yulaf, tahin, helva, hurma, çemen otu gibi çok sayıda besin bulunuyor. Ancak emzirme döneminde tek bir besinin mucizevi biçimde sütü artırdığına dair güçlü bir bilimsel kanıt bulunmamaktadır. Bilimsel araştırmalara göre günlük öğünlerde yumurta, yoğurt, peynir, balık, et, tavuk, kuru baklagiller gibi protein kaynaklarına; yeşil yapraklı sebzeler, mevsim meyveleri, tam tahıllar ve ceviz, badem, fındık gibi yağlı tohumlara yer vererek annenin beslenme çeşittiliğini arttırmak, süt arttırmaya yardımcı olur. Buradaki altın kural, tabaklarda olabildiği kadar renk çeşitliliği olmasıdır. Vücudun süt üretimi için ek enerjiye ihtiyacı vardır, bu nedenle doğum sonrası dönemde aşırı kısıtlayıcı diyetlerden kaçınmak önemlidir. Kilo vermek için acele edilmemelidir.
DEMİR:DOĞUM SONRASI “GİZLİ” İHTİYAÇ
Doğum sırasında yaşanan kan kaybı nedeniyle bazı annelerde demir eksikliği veya demir eksikliği anemisi görülebilir. Yorgunluk, halsizlik, baş dönmesi ve nefes darlığı gibi belirtiler farklı nedenlerle ortaya çikabileceğinden, bunları yalnızca “yeni anneliğin normal bir parçası ” olarak değerlendirmemek gerekir. Son dönemde yapılan çalışmalar gösteriyor ki ąnnede demir eksikliği olması durumunda süt üretimi de düşüyor. İyi bir bitkisel demir kaynağı, ayrıca rahatlatıcı etkisiyle sütün meme kanallarında ilerlemesini hızlandıran ve miktarını arttıran besinlerden biri yulaftır. Bunun dışında omega-3 de bebeğin gelişimine doğrudan uzanan bir besin öğesi olduğundan, emzirme döneminde annenin beslenmesindeki bazı yağ asitleri anne sütündeki yağ asidi profilini etkileyebilir. Özellikle DHA beyin ve göz gelişimi açısından önemli bir omega-3 yağ asididir. Balık, omega-3 yağ asitlerinin önemli kaynaklarından biridir. Ancak yine hamilelikte olduğu gibi balık tüketirken düşük civalı seçeneklerin tercih edilmesi ve yüksek civa içerebilen balıkların sınırlandırılması önemlidir.Doğumdan sonra birçok anne, kısa sürede eski kilosuna dönmek isteyebilir. Ancak bedenin doğum sonrası toparlanması zaman alabilir. Hızlı kilo verme amacıyla öğün atlamak veya çok düşük kalorili diyetler uygulamak yerine, yeterli ve dengeli beslenmeye odaklanmak, hem annenin toparłanmasını hem de emzirme sürecinin sürdürülebilirliğini destekler. Aynı zamanda emzirme döneminde su da ihmal edilebildiğinden bu konuya ayrıca dikkat edilmesi gerekir . Sütün önemli bir bölumünün sudan oluştuğu düşünüldüğünde, yeterli sıvı alımı annenin genel sağlığı açısından önem taşır. Ancak burada önemli bir ayrıntı var ki; çok fazla su içmek, tek başına süt miktarını arttırmaz. En iyi yaklaşım, susama hissine göre düzenli olarak su içmek ve özellikle emzirirken yakında su bulundurmaktır.
ȘEKERLİ BESİNLER ȘERBETLER VE TATLILAR ANNE SÜTÜNÜ ARTIRIR MI? KAÇINILMASI GEREKENLER: HER DUYDUĞUNUZA İNANMAYIN!
Toplumda șekerli yiyeceklerin ve içeceklerin anne sütünü arttırdığı ile ilgili yanlış bir inanış vardır. Bu tür yiyecekler anne sütünü arttırmaz. O nedenle annelerimiz, doğum sonrası kiloları için de lohusa șerbetleri, hazır meyve suları, şeker eklenerek yapılmış kompostolar, helvalar, tatlılar ve çikolatalardan uzak durmalıdır.
Diğer yanlış bilinen bir konu da gaz konusudur. Her gazın nedeni annenin yediği yemek değildir. Emziren anneler sıklıkla “Bunu yedim, bebeğim gazlandı” endişesi yaşayabilir. Ancak bebeğin huzursuzluğu veya gazının her zaman annenin tükettiği belirli bir yiyecekten kaynaklandığını söylemek doğru değildir. “Gaz yapıyor” denilen bütün yiyecekleri otomatik olarak diyetlerinden çıkarmaları gerekmez. Sadece belirli bir besin tüketildikten sonra bebekte tekrarlayan ve belirgin bir ilişki gözleniyorsa çocuk doktoruyla görüşmek uygun olur. Doğum sonrası dönemde “süt arttırır”, “gaz yapmaz”, ”bebeği daha iyi uyutur“ gibi pek çok öneriyle karşılaşmak mümkündür. Ancak her annenin ve bebeğin ihtiyaçları aynı değildir. Sadece aşırı kafein tüketiminden, alkol kullanımından, çok yüksek miktarda işlenmiş ve şekerli gıdalar ve içeriği bilinmeyen bitkisel ürünlerden kaçınmak önemlidir. Bitkisel ürünler özellikle dikkat edilmesi gereken bir konudur. “Doğal” olması, bir ürünün herkes için güvenli olduğu anlamına gelmez. Bitkisel çaylar, karışımlar ve süt arttırıcı olarak pazarlanan ürünlerin içerikleri ve güvenlilikleri birbirinden farklı olabilir. Alkol ve emzirme konusu da değinilmesi gereken bir diğer konudur. Emzirme döneminde alkol tüketmemek en güvenli yaklaşımdır. “Bir kadeh içtim, sütümü sağarak dökersem alkol gider” düșüncesi doğru değildir. Süt sağmak alkolün vücuttan daha hızlı temizlenmesini sağlamaz. Alkol alımı söz konusu olduğunda zamanlama ve miktar önemłidir. Özellikle yenidoğan döneminde emzirme güvenliği açısından sağlık personelinden kișisel öneri alınması en güvenli yoldur. Bebeğin sağlıklı beslenmesi, annenin kendini unutması anlamına gelmez. Doğum sonrası dönem; fedakarlığın değil, aynı zamanda kendine bakımın da dönemidir. Bir bardak su içmek, dengeli bir öğün hazırlamak. yeterince dinlenmeye çalışmak ve gerektiğinde yardım istemek küçük görünen ama büyük fark yaratabilen adımlardır. Çünkü bebeğin ihtiyaçları önemli olduğu kadar, annenin ihtiyaçları da önemlidir. Anneye iyi bakmak, bebeğe verilen en değerli desteklerden biridir.
DOGA KASAP