PUSULA DERGİSİ NİSAN 2026 SAYISI- PSİKOLOJİ

Share

YAZI DİZİMİZİN SON BÖLÜMÜNDE PSİKOLOG İNCİ HAKKI İLE  NARSİSİZMİN İLİŞKİLER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİNİ VE TEDAVİ YÖNTEMLERİNİ ELE ALIYORUZ, UZMAN ÖNERİLERİ İLE HEM FARKINDALIK HEM DE ÇÖZÜM YOLLARINI SİZ OKURLARIMZLA PAYLAŞIYORUZ. KEYİFLİ OKUMALAR DİLERİZ.

Narsisizmin ilişkiler üzerindeki etkileri nelerdir? Narsist kişilerle nasıl başa çıkılır?

Narsisizmin ilişkiler üzerindeki etkisi tabi ki olumsuzdur. Az önce de bahsettiğimiz gibi narsist ilişkilerde empati eksikliği, duygusal manipülasyon, sürekli eleştiri ve değersizleştirme yoluyla partner ve kişiler üzerinde derin duygusal istismar ve travma bağı yaratır.

Narsist bireyler, ilişkiyi bir güç mücadelesi olarak görüp kontrol kurmaya çalıştıklarında, partnerler genellikle dengesiz, toksik ve yalnız hissettikleri bir ortamda yaşamak zorunda kalırlar.           Bu da sırasıyla psikolojik ve fizyolojik olmak üzere pek çok yıpratıcı etkiler yaratabilir.

  • Uzun Vadeli Psikolojik Etkiler: Yüksek anksiyete ve panik ataklar, özgüven ve özsaygı düşüşü, benlik değeri kaybı, karar verme zorluğu, depresyon ve duygu durum bozuklukları ve bağımlılık eğilimi.

Yaşanan bütün bu duygusal acıları dindirmek için alkol, madde veya davranışsal bağımlılıklara yönelme riski artar ve doğal olarak bütün bu kronik stres fizyolojik sonuçlar doğurur. Sürekli yorgunluk ve tükenmişlik, mide ve sindirim sorunları ve uyku bozuklukları.

Dolayısıyla, bütün bu olaylar çerçevesi içinde görüyoruz ki, narsist bireyle olan ilişkilerde, sağlıklı bir şekilde hayatta var olma ve iyileşme, narsistten korunma en önemli unsur haline geliyor.

Peki bunu nasıl başarabiliriz? Nasıl başa çıkabiliriz?

Bu durumlarda, kendinizi korumak ve duygusal sağlığınızı yeniden inşa etmek için net stratejilere ihtiyacınız vardır.

Unutmayın! Bu stratejiler narsisti değiştirmek için değil, kendi ruh sağlığınızı korumak içindir.

  • Sınır Koymayı Öğrenin: Net ve kısa sınırlar koyun. Örneğin; “Böyle konuşma lütfen!” yerine “Benimle bu tonda konuşursan konuşmayı bitiririm!” şeklinde net ve açık konuşun.
  • Duygusal Tepkiyi Azaltın: “Gri Kaya” tekniğini kullanın.

Gri Kaya Yöntemi: Duygusal tepki vermemek, tartışmayı büyütmemek, kışkırtmaya karşı nötr kalmaktır.

Narsist kişiler genellikle duygusal reaksiyonlarla beslenir. Tepki azalınca reaksiyon da azalabilir.

  • Duygusal Mesafelenme: Narsistin davranışlarını kişisel algılamayın, manipülasyonlarına (gaslighting) gerçekliği çarpıtma çabalarına karşı uyanık olun.
  • Öz Şefkat ve Öz Değer: Kendi ihtiyaçlarınızı önceliklendirin; hobi, iş veya kişisel gelişim gibi alanlara odaklanarak kaybettiğiniz benlik duygunuzu yeniden kazanın.
  • Duygusal Destek Ağı Oluşturma: Yaşadığınız şeylerin “sizin hatanız olmadığını” size hatırlatacak güvenilir bir arkadaş, aile üyesi veya terapist ağına ihtiyacınız var. Gerçeklik testinizi dış dünyadan onaylatın.

Narsisizm teşhisi nasıl konulur ve nasıl tedavi edilir?

Narsisizm (kişilik özelliği olarak) ile klinik tanı gerektiren Narsisistik Kişilik Bozukluğu (NKB) az önce de belirttiğimiz gibi aynı şey değildir. Narsistik Kişilik Bozukluğu (NKB) teşhisi sadece bir psikiyatrist veya klinik psikolog tarafından yapılan detaylı klinik görüşmeler ve DSM-5 kriterleri (büyüklenmecilik, empati eksikliği, hayranlık ihtiyacı) doğrultusunda konulur. Tanı için erken yetişkinlikte başlayan ve çeşitli alanlarda kendini gösteren  en az beş belirgin davranış özelliği aranır.

Fakat gerçek şu ki, Narsistik  Kişilik Bozukluğu olan birini tedavi etmek zordur çünkü kendilerinde bir sorun olduğunu kabul etmezler, teşhis sürecine kendi istekleri ile başvurmazlar; genellikle iş, aile veya ilişki sorunları sonucu zorunlu olarak uzman yardımına başvururlar. Böylelikle tedavi süreci zordur ve uzun solukludur.

Narsisizmi doğrudan tedavi eden bir ilaç yoktur. NKB tedavisinde en etkili yaklaşımlardan biri Bilişsel Davranış Terapi (BDT) ve onun uzantısı olan Şema Terapi`dir.

BDT, narsistin çarpıtılmış düşünce kalıplarını tanımaya ve değiştirmeye odaklanır.

Şema terapi, çocuklukta edinilmiş kök inançları hedef alarak kişinin duygusal ihtiyaçlarını sağlıklı yollarla karşılamayı öğretmeyi amaçlar.

Örneğin, şema terapi NKB’yi şu şekilde açıklar:

Narsistik davranışların altında genellikle :

  • Kusurluluk / utanç şeması
  • Duygusal yoksunluk
  • Duygusal ihmal şeması
  • Onay arayıcılık
  • Hak görme şeması

bulunabilir.

Yani kişi “büyüklenmeci” moddayken aslında kırılgan bir çocuk modunu korumaya çalışıyor olabilir.

Şema Terapi, bu kırılgan çekirdeğe, bu olumsuz kök inanca ulaşmayı ve sağlıklı benlik geliştirmeyi  hedefler.

BDT’de NKB`deki çekirdek inançları, örneğin “Eğer üstün değilsem değersizim.”, “İnsanlar beni takdir etmezse yok olurum.”, ”Hata yaparsam rezil olurum.” gibi bilişsel çarpıtmaları ortaya çıkarmayı ve değiştirmeyi hedefler. Empati ve tolerans geliştirmeye yönelir.

Son olarak bize ne söylemek istersiniz?

Sonuçta gördük ki, narsisizm, doğuştan gelen bir kişilik bozukluğu değil, çocuklukta özellikle de Erken Çocukluk Döneminde, 0 ile 8 yaş aralığında yaşanan aile ilişkileri ile şekillenen ve ergenlikte, erken yetişkinlikte belirginleşen bir kişilik bozukluğudur.  Dolayısıyla, ebeveynlerin çocuklarına karşı sağlıklı, tutarlı davranışlar ve tutumlar sergilemeleri gerekir.

Ebeveynlere şu ilkeleri önerebiliriz:

  • Koşulsuz Sevgi – Koşullu Sınırlar; Çocuğa verilen mesaj şu olmalı: “Seni her halinle seviyorum ama her davranışın kabul edilebilir değil.”
  • Kişiliğini değil davranışını eleştirin; çocuk sevgiyi performansa bağlarsa, ileride değersizlik korkusunu üstünlük maskesiyle kapatabilir.
  • Sınırlar net, tutarlı ve sakin bir dille konulmalı; çocuk dünyanın onun etrafında dönmediğini öğrenmelidir.
  • Aşırı hoşgörü kadar aşırı otoriterlik de risklidir. En sağlıklı model demokratik ebeveynliktir.
  • Aşırı Övgüden Kaçının (özellikle abartılı yüceltme); Araştırmalar, gerçekçi olmayan ve sürekli “sen özelsin, herkesten üstünsün” mesajlarının kırılgan narsisizmi besleyebildiğini gösteriyor. “Sen dahisin senden iyisi yok.” yerine “Bu konuda çok emek vermişsin, gelişimin beni mutlu etti.” şeklinde yüreklendirme yapılmalı.

Övgü;

  • Çabaya odaklı olmalı,
  • Somut ve gerçekçi olmalı,
  • Karşılaştırmalı, kıyaslamalı olmamalı.
  • Empatiyi Aktif Olarak Öğretin; Empati doğuştan bir kapasite olsa da gelişmesi için model gerekir.
  • “Sence arkadaşın bu durumda ne hissetmiş olabilir?” gibi sorularla başkasının duygularını önemsemeyi ve kendini onların yerine koymayı öğrenir.
  • Aile içinde duygulara önem verin
  • Ebeveyn olarak empatik davranışı modelleyin. Çocuklar söylenenden çok görüneni öğrenir.
  • Duygusal İhmalden Kaçının; Çocuğunuzun duygularını küçümsemeyin, fakat aynı zamanda
  • Hayal kırıklığına tolerans kazandırın;

Narsistik kırılganlığın temelinde çoğu zaman hayal kırıklığına tahammülsüzlük vardır.

  • Her istediğini hemen yapmayın.
  • Kaybetmesine, başarısız olmasına izin verin; kızmayın, aşağılamayın, gücenmeyin.
  • Problem, soru çözmesine fırsat tanıyın. Aşırı koruyucu olmayın, aşırı müdahale etmeyin.
  • Sağlıklı Özsaygı Geliştirin (şişirilmiş özgüven değil);
  • Sağlıklı özsaygı: “Değerliyim ama herkes kadar”, ”Hatalarım olabilir ama bu beni değersiz yapmaz.”
  • Şişirilmiş özgüven: “Ben özelim, kurallar bana işlemez.”

Ebeveyn mesajı dengeli olmalı. Ebeveynin de gerektiği yerde “Haklısın, hata yaptım.” diyebilmesi çok güçlü bir modeldir.

  • Sorumluluk Verin;

                            Ev içinde görevler;

  • Sofra kurma
  • Oda toplama

gibi  yaşına uygun sorumluluklar. Sorumluluk, çocuğa dünyada tek merkez olmadığını öğretir.

  • Çocuğu Kendi Uzantınız Gibi Görmeyin;

Bazı narsistik dinamikler,ebeveynin çocuğu kendi başarısının vitrini yapmasıyla gelişir.

  • Çocuğun ilgi alanlarını kabul edin.
  • “Benim başaramadığımı o başarsın” beklentisinden kaçının.
  • Performans değil, kimlik gelişimi öncelik olsun.
  • Aile İçinde Saygı Kültürü Oluşturun;
  • Ebeveynler birbirine saygılı davranmalı.
  • Çocuğun da başkalarına saygısızlığı normalleştirilmemeli.
  • “Bizim ailemizde kimse kimseyi aşağılama” mesajı net olmalı.

Özetle, narsist bir çocuk genellikle 2 uçtan birinde büyür:

  1. Aşırı yüceltilmiş ve sınır konmamış.
  2. Aşırı eleştirilmiş ve değersizleştirilmiş.

Kısaca, Sağlıklı Gelişim İçin Formül:

Sevgi + Sınır + Gerçekçi Geri Bildirim + Sorumluluk`tur.

Ayrıca,

Son yıllarda dijital çağ ve sosyal medya kullanımı narsistik özellikleri” (aşırı onay ihtiyacı, görünürlük arzusu, kırılgan özgüven) besleyerek daha sık gözlenir hale getirmiştir.

Özellikle instagram, tik tok ve benzeri platformlar şu mjesajı veriri:

“Varsan, görünüyorsan ve beğeniliyorsan değerlisin.”

Bu çocuklar ergenler açısından risk teşkil eder.

Çünkü kimlik gelişimi sürerken:

  • Erken yaşta aşırı medya kullanımı
  • Takipçi sayısı ile kimlik inşası
  • Viral olma baskısı

Sağlıklı benlik gelişimini zorlaştırabilir.

PEKİ ÇÖZÜM NE?

  • Net Sınırlar Koymak; Dijital farkındalığı pekiştirmek, “paylaşıyorum ama neden paylaşıyorum’’ sorusunu idrak etmelerini sağlamak.
  • İçsel Değerini İnşa Etmek; Karakter, çaba, empati, başarı; bunlar algoritmaya bağlı değildir.
  • Gerçek İlişkileri Güçlendirmek: Yüz yüze temas, gerçek bağ; derin sohbetler,birlikte vakir geçirmek ve sağlıklı iletişim, narsistik eğilimleri dengeleyen güçlü faktörlerdir.

Ve son olarak, eğer yakın çevrenizde, ailenizde, iş yerinizde narsistik kişilerle iletişim ve etkileşim içindeyseniz, kendi  başınıza devam edemeyeceğinizi anladığınız zaman, uzman desteği ve profesyonel yardım almayı ihmal etmeyin. Unutmayın! Terapi bir zayıflık göstergesi değil, kendinize yaptığınız en büyük yatırımdır.

 Teşekkür ediyorum. Sizlere, BTAYTD  ve Pusula Dergisi ekibine çok teşekkürler, başarılı çalışmalarınızın devamını diliyorum.

NİSAN AYI KAPANIŞ:

YAZI DİZİMİZİN SON BÖLÜMÜNDE  NARSİSİZMİN İLİŞKİLER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİNİ VE TEŞHİS, TEDAVİ YÖNTEMLERİNİ ELE ALDIK. ANLADIK Kİ, NARSİST KİŞİLERLE İLİŞKİ KURMAK ZORLAYICI OLABİLİR ANCAK FARKINDALIK VE GÜÇLÜ SINIRLARLA BAŞA ÇIKMAK MÜMKÜNDÜR.

SEVGİLİ İNCİ HAKKI`NIN KONUYLA İLGİLİ PAYLAŞMIŞ OLDUĞU UZMAN GÖRÜŞLERİ OKUYUCULARIMIZA  FARKINDALIK KAZANDIRMAK ADINA  ÇOK KIYMETLİ BİR REHBER NİTELİĞİNDE OLDU.

BİZE AYIRDIĞI ZAMAN VE KIYMETLİ BİLGİLER  İÇİN  KENDİSİNE  ÇOK TEŞEKKÜR EDERİZ.

Enise MOLLA AHMET

Comments are closed.